Ocak 2010
10 gönderi
1 etiket
ince saat
“denedim insanını dünyanın sabah sabah cimrilikle dolu deriler yürüyordu başka bir şey göremedim sonra kanaat kınından bir kılıç çektim keskin tarafıyla onlardan ümitlerimi kestim.” şafî
Oc 30
1 etiket
le trio joubran - masar
.
Oc 25
1 etiket
sabrinin siniri.
ingilizce yazınca başlıktaki gibi bir şey çıkıyor. anlamsız değil. sabri ağbi’nin kahvede, hakkında çıkan söylentilere sinirlenip yumruğunu masaya vura vura, tükürükler saçarak, o tehditkâr üslûpla -hadi mekâna uygun söyleyelim- dayılanarak kendini savunmasından başka bir şeye benzetemedim ben bu açıklamaları. hiçbir şey de açıklamadı zaten. sakin ol sabri ağbi.  kasma, kasılma. ah o...
Oc 25
1 etiket
ankara ayazında
“tıraşı uzamış adamlardan huylarını öğrendim senin.”
Oc 22
1 etiket
sevgili kardeşim hrant!
altına girmek için cevahir ömrünü feda ettiğin anadolu topraklarının çocuklarına, henüz küçücük bebeklerken anlatılan bir masal vardır. çocuğun minicik avcunun tam ortasına yetişkin bir parmakla basılır ve “buraya bir kuş konmuş…” diye başlar…sonra devam edilir. o minicik parmaklar tek tek, bir güvercinin nasıl katledildiğine dair ayrıntılı bir “operasyon”a...
Oc 18
1 etiket
mektup
yaptıklarını, konuştuklarını kim unutabilir sevgilim? hangi karanlık unutturabilir sevgilim? olmuşları, olanları kim unutturabilir? korku unutturabilir mi sevgilim? yaşam mı? zulüm mü? dünyanın zevk-i sefası mı sevgilim? yoksa ölüm mü unutturacak sevgilim? hayır, hiçbir karanlık unutturamaz. rakel
Oc 17
1 etiket
cellat
                                    “öldürdükçe çoğalıyor adamlar ben tükenmekteyim öldürdükçe…” cellat hüseyin, kara kuru elleriyle yapacak iş arıyor uzun zamandır. her defasında kovulacağını bile bile, bıkmadan, usanmadan çalıyor kapıları. sonrası, aşağılanma, kovulma, reddedilme… aslında, sonunda ekmek parası olsa, tüm bunlar katlanmadığı, katlanamayacağı...
Oc 11
1 etiket
süreya.
“ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene.”
Oc 9
1 etiket
yeter! nişanyan köşesine! çingeneler evlerine!
yapılan hiçbir açıklamanın gözümde değeri yok. hiçbir gerekçe bu iki sürgünün, bu kovuşun, bu dışlamanın, bu haksızlığın bahanesi olamaz. çingenelerin başına gelen şu fazlasıyla üzüntü verici, kahredici olay, aksine şaşırtıcı gelmedi bana. ürkütücü bir kanıksama, genetik bir tanışıklık var bu sürgünde. devlet bunu hep yapmıştır. yapar. kendi yapar, bazen yaptırır. işte böylesine, halâ kovar,...
Oc 7
1 yorum
1 etiket
adios lhasa!
Oc 4